Sivas Haberleri, Son Dakika Sivas Haberleri

DHA YURT BÜLTENİ – 13

İngiltere’de yaşayan annenin 7 yaşındaki kızını alma mücadelesi… Jandarmanın gittiği Şanlıurfa’daki köyde olaylar çıktı EVLİ olduğunu bilmeden birlikte yaşadığı kişiden olan 7 yaşındaki kızının, Şanlıurfa’da babası tarafından zorla tutulduğunu belirten annenin şikayeti üzerine,  Jandarmanın gittiği Şanlıurfa’daki köyde olaylar çıktı.  Babanın yakınlarının direnmesi üzerine çıkan arbedede,  çocuğun bir kişinin kolunun altında kaçırıldığı anlar  cep telefonu kamerasına yansıdı. Olaylarla ilgili 1 kişi tutuklandı, 1 kişi de denetimli serbestlikle bırakıldı. 4 yıldır hukuki mücadelesini sürdüren Zübeyde Kocaman, eşi ve akrabalarının kızının alınmasına engel olduğunu belirterek, ‘Kızım jandarmanın gözü önünde kaçırıldı’ dedi.İngiltere’de yaşayan Zübeyde Kocaman, 10 yıl önce İstanbul’da Halil Y. ile birliktelik yaşadı. Bu ilişkiden hamile kalan Zübeyde Kocaman’ın  bir kızı dünyaya geldi.  Çocuğun doğumundan itibaren baba Halil Y. ile görüşmeyi sürdüren Zübeyde Kocaman, 4 yıl önce Halil Y.’yi kızı Ş.K.’yle buluşması için İngiltere’ye davet etti. Ancak vize sorunu çıktığı için Halil Y.’nın ısrarı üzerine Zübeyde K.,  kızıyla birlikte Şanlıurfa’ya geldi. Kocaman çocuğunu babasıyla buluşturmak için geldiği Şanlıurfa’da hayatının şokunu yaşadı.  İdialara göre Halil Y. ve akrabaları küçük kızı havaalanından kaçırırken, Kocaman’ı da tehdit etti. Çocuğun kimlik ve pasaportları da anne Zübeyde Kocaman’dan zorla alındı. Çaresiz kalan genç kadın İngiltere’ye geri döndü ancak, velayeti üzerinde olan küçük kızı için hukuk mücadelesi başlattı. İngiltere ve Türkiye’de ayrı ayrı davalar açıldı. Her iki ülkede de mahkemeler çocuğun velayetini anne Kocaman’a verdi. Mahkeme kararını uygulamak için geçtiğimiz Ekim ayında küçük kızın alıkonulduğu Şanlıurfa’daki köye giden jandarma ekipleri, Halil Y.’nin akrabalarının direnciyle karşılaştı.Zübeyde Kocaman’ın avukatı Özan Kayahan bu konuyla ilgili Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı şikayet dilekçesinde şu ifadelere yer verdi. ‘Jandarma olay yerine gittiğinde, müvekkilin çocuğunu almak istemeleri üzerine  B.Y.  jandarmanın elinden çocuğu alarak kaçırmış, resmi görevli olarak orada bulunan kamu görevlilerine mukavemet etmiş, orada bulunan bir jandarma personeline yumruk atarak yaralanmasına sebebiyet vermiş, olay yerinde bulunan Jandarma görevlilerinin de ifadeleri ile sabit ‘Benim ölümü almadan buradan çıkamazsınız ‘ tarzında söylemlerde bulunarak orada bulunan halkı da jandarma görevlilerine karşı kışkırtarak galeyana getirmiştir. Nitekim hemen akabinde orada bulunan halk onun  bu hareketleri sebebi  ile jandarma görevlilerine saldırmış ve mukavemette bulunmuşlardır. Bunun sonucunda jandarma görevlileri çeşitli yerlerinden yaralanmışlardır.   B.Y’den çocuğu İ. Y. almış, çocuğu Jandarma görevlilerinden kaçırmıştır. Daha sonra orada bulunan bir araca çocuğu bir bilinmeyene götürmüşlerdir. Şu an için çocuğun nerede olduğu, ölümü sağ mı olduğu belli değildir.’DHA’ya konuşan Zübeyde Kocaman yaşadıklarını şöyle anlattı: ‘İstanbul’da 2010 yılında Halil Y. ile tanıştım. Evli olmadığını söyledi ancak geçen sürede evli ve çocukları olduğunu öğrendim. Beraber yaşamamızı söyledi ancak, ben kabul etmedim. İngiltere’ye döndüm, burada çocuğumu doğurdum. Çocuğu olduğundan haberdar ettim, arıyordu, konuşuyordu. Davetiye bile gönderdim vize alsın diye. Vize ret aldı, itiraz etmedi. ‘Çocuğu getir ne olur görmek istiyorum’ dedi.’ Bir aylığına da olsa gel, söz geri göndereceğim sizi’ dedi. Şanlıurfa’ya geldim çocuğun pasaportunu, kimliğini aldı. Bu çocuk Urfa’dan çıkmayacak dedi. Kendileriyle yaşamamı istedi. Kabul etmedim. Şiddet uyguladı. Kafama silahı dayadı. ‘Ben ne istersem onu yapacaksın’ dedi. Sonra da küfrederek kovdu. ‘Seni de kızını da yakacağım’ diyerek evde bulunan eşyaların bir kısmını ateşe verdi. Çocuğumu yanıma alarak havalimanına gittim. Burada beni tehdit ettiler, M, Y. adlı akrabası çocuğumu kaçırdı.ö’ÇOCUĞUN ÖLDÜ’ DEDİLERHalil Y.’nin zaman zaman kendisini arayarak kızıyla ilgili yalan bilgiler verdiğini belirten Zübeyde Kocaman, ‘Bir gün Halil beni aradı, çocuk çok hasta, hastanede yatıyor, çabuk gel, dedi. Türkiye’ye geldim. Avukatım Urfa’ya gitmeme izin vermedi. ‘Gidersen seni de bulamayız’ dedi. 2018 yılında icraya gittim. Yine beni tehdit ettiler. Kızı yine bulamadık. Çocuk kayıp, dedi. İngiltere’den avukatım Türkiye’deki yetkililere mektup gönderdi. Onlar da savcıya göndermiş. Savcı da mektubu Halil’e vermiş. Halil bana bu mektubu gönderdi. ‘Bu çocuğu unut, öldü hiçbir şekilde ulaşamayacaksın’ dedi. Ekim ayında kim olduğunu bilmediğim biri beni arayarak çocuğumu öldürdüklerini söyledi. Hemen Türkiye’ye geldim. Jandarmaya giderek şikayetçi oldum. Yapılan araştırmada çocuğumla ilgili bir ölüm kaydı olmadığını gördüm. Hatta okula dahi göndermediklerini öğrendim. Velayeti bende olduğu için jandarma ekibi köye gitti. Ancak jandarmanın gözü önünde kızımı tekrar kaçırdılar. Burada jandarmaya küfrettiler. Ben o gün köye gitmedim. Jandarma, güvenlik gerekçesiyle gelmeme izin vermedi. ‘ÇOCUĞUMU ÇIPLAK AYAK TARLADA ÇALIŞTIRIYORLAR’ Çocuğunun yabancı insanlar tarafından büyütüldüğünü, kim olduğunu bile bilmediği birileri tarafından kaçırıldığını söyleyen Zübeyde Kocaman, şunları anlattı: ‘ Şu an haber alamıyorum. Yaklaşık 4 yıldır da çocuğumu bir kere bile görmedim. İnternette resimlerini gördüm. Tarlada çalıştırıyorlar çocuğumu. Eziyet ve zulüm yapıyorlar. Buna rağmen herhangi bir ceza almıyorlar. Jandarmaya saldırıp küfrediyorlar yine ceza almıyorlar. Küçük çocuk elden ele dolaşıyor. Yetkililerden yardım bekliyorum. Çocuğumu bulsunlar bana teslim etsinler. Bütün annelere sesleniyorum. Sesime ses olsunlar. Lütfen çocuklarımıza dokunmasınlar. Yardım bekliyorum.ö ‘BİR VELAYET DAVASI DEĞİL ÇOCUK KAÇIRMA ALIKOYMA OLAYI’ Kocaman’ın avukatı Ozan Kayahan ise bu davanın sadece bir velayet dosyası olmadığını belirterek ‘Biz müvekkilimizle çocuk kaçırma ve alıkoyma konusunda şikayetçi olduk. Velayet kendisinde. Zübeyde Hanım şikayetçi, çocuk da mağdur. Jandarma gitti orada olaylar yaşandı. Çocuğu da alamadık. Jandarmaya hakaretler tehditler hatta tacizler yaşandı.  Bununla ilgili de işlemler yapıldı. Jandarma olayıyla ilgili bir kişi tutuklandı bir kişi de denetimli serbestlikle bırakıldı. Çocuğun nerede olduğu belli değilö dedi. ‘ÇOCUĞA KARŞI HEM PSİKOLOJİK HEM FİZİKSEL ŞİDDET VAR’ Uzman Klinik Psikolog Ceylan Şengül ise yaşanan olayın çocuk açısından ürkütücü ve korkutucu olduğunu belirterek, şunları söyledi: Çocukta öfke nöbetleri, içe kapanma, duygusal dalgalanma söz konusu olabilir. Bu hikayede çocuk için güven duygusu oldukça zedelenmiş. Çünkü güven duygusunun ilk aşılandığı nokta ailedir. Babanın çocuğun bir eşya olmadığı bilmesi gerekiyor. Orada yaşanan sadece psikolojik bir şiddet değil. Fiziksel bir şiddet de var. Küçük bir çocuk bedenine göre yetişkin bedeni kıyaslanamaz. Çocuk hakim olamayacağı bir düzen içerisinde oldukça travmatik bir olay yaşıyor. Bu yaşananlar çocuğun yetişkinliğini de oldukça olumsuz etkiler. Yaş olarak anneye bağımlı olan çocuğun bu şekilde anneden koparılması çocukta olumsuz etkilere neden olur. Bu kadar öfkeli bir babanın çocuğa vereceği bir şey yok. Bu süreç içerisinde çocuk anneye özlem duyacaktır. Çocuk için anne bir anda ortadan kayboldu. Gördüğümüz gibi babanın ciddi bir öfke kontrolü bozukluğu var. Çocuk bu tutumları sergileyen bir babayla yaşaması sıkıntılar içerir.’ GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ——————————–Çocuğun kaçırılma anı-Köylülerin jandarmaya tepkisi-Avukat ile röp-Anne ile röportaj (online röp)-Çocuğun fotoğrafları -Psikolog ile röpMüslim SARIYAR-Esma MURAT- Hüseyin ÇAKMAK/  ===========================Çanakkale’de 1 köy karantinaya alındıÇANAKKALE’nin Ezine ilçesine bağlı Sarısöğüt köyü koronavirüs tedbirleri kapsamında 14 gün süreyle karantinaya alındı.Ezine ilçe Hıfzıssıhha Kurulu kararınca, ilçe merkezine 8 kilometre uzaklıktaki Sarısöğüt köyüne 14 gün süreyle giriş ve çıkışlar kapatıldı. Kararda, ev ziyaretlerinin kısıtlanmasına, ibadetlerin toplu yapılmamasına, berber, kuaför gibi iş yerlerinin faaliyetlerinin geçici olarak durdurulmasına karar verildi.Yetkililer, koronavirüs tedbirleri kapsamında köyde çok sayıda kişide pozitif vaka tespit edilmesinden dolayı 14 gün süreyle giriş ve çıkışların kapatıldığını belirtirken, jandarma ekipleri, köy giriş ve çıkışlarında önlem aldı.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜKöy girişindeki barikattan ve jandarma arabasından görüntüler. Haber-Kamera: İpek YAVAŞ / EZİNE (Çanakkale), ===========================Yaralı ceylanı veterinere götürmek bahanesiyle alan şüphelilere toplam 24 bin lira para cezasıİZMİR’in Seferihisar ilçesinde, otomobilin çarptığı ceylanı veterinere götürme bahanesiyle alıp kayıplara karıştıkları belirlenip, iki şüpheli, toplam 24 bin lira para cezası kesilip, serbest bırakıldı. Şüpheliler, ceylanın öldüğünü ve gömdüklerini söyledi. Ancak ceylanın gömüldüğü yerde bulunamadığı bildirildi.Seferihisar-İzmir Karayolu Bademler mevkiinde 24 Kasım’da yaşanan olayda; Seferihisar’dan İzmir yönüne giden otomobil, Bademler mevkiinde, sürücüsünün frene basıp, direksiyonu kırmaya çalışmasına rağmen, yolun karşısına geçmeye çalışan ceylana çarptı. Yaralı ceylanın yardımına, kazaya tanık olan sürücüler koştu. Beyaz renkli bir otomobilin sürücüsü ise hafif yaralı ceylanı, ‘Veterinere götüreceğim’ diyerek aracına alıp, olay yerinden uzaklaştı. Olayla ilgili soruşturma başlatan Urla İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, ceylanın veterinere götürülmediğini tespit etti. Bunun üzerine kameralar incelenirken, şüphelilerin M.K. ve Y.K. olduğunu belirlendi. Yapılan operasyonda şüpheliler gözaltına alınırken, sorgularında ceylanın veterinere götürürken öldüğünü ve gömdüklerini söyledi. Ekiplerin yaptığı çalışmada ceylan, gömüldüğü belirtilen yerde bulunamadı. Ceylanı veterinere götürmediği için toplam 24 bin lira para cezası kesilen şüpheliler serbest bırakıldı.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -‘Veterinere götüreceğim’ diyerek aldığı ceylanla birlikte kayıplara karıştı Haber: Tolga TAHÇI / İZMİR, ============================9 yıl önce sattığı geminin parasını alabildi KOCAELİ’nin Körfez ilçesinde, emekli gemi kaptanı ve gemi acentesi sahibi Mahmut Okan (68), 9 yıl önce kimyasal tanker gemisini 1 milyon 350 bin liraya sattı. Okan parasını alamayınca avukata vekalet verirken, avukat aldığı paranın 892 bin lirasını verdi. Okan başlattığı hukuk mücadelesi sonucu paranın geri kalan kısmını da aldı. Körfez Mimar Sinan Mahallesi’nde bulunan bir gemi acentesi sahibi emekli gemi kaptanı Mahmut Okan, 9 yıl önce bin tonluk kimyasal tanker taşınan gemisini satışa çıkardı. Mahmut Okan o dönem gemiyi 1 milyon 357 bin liraya sattı. Okan senetle sattığı geminin parasını alamayınca Kocaeli Barosu’na kayıtlı avukat H.Y. ile anlaştı. Avukat icra yolu ile senetle satılan geminin parasını aldı. Avukat, Okan’a 892 bin lira ödeme yaptı. Okan paranın geri kalan kısmını alabilmek için avukatı hakkında şikayetçi olarak hukuk mücadelesi başlattı. ‘YARGIYA TAŞIDIM’ 9 yıl süren hukuk mücadelesini kazandığını söyleyen Mahmut Okan, ‘Yaklaşık 9 yıl önce kendime ait olan bir gemiyi sattım ve gemiden alacağım vardı. Avukatım bu davayı kazandı fakat kazandıktan sonra bana 892 bin liraya yakın bir para verdi. Toplam alacağımız ise 1 milyon 357 bin liraydı. Bana 1 milyon 357 bin lira vermesi gerekirken, 892 bin lira para ödedi avukatım. Avukat ‘Şirketimin bazı evrakları, dosyaları vardı’ dedi ve geri kalan paranın kendisine ait olduğunu söyleyerek üzerine zimmetledi. Benim hesabıma göre para avukatlık ücreti o kadar değildi. Aşağı yukarı 500 bin liraya yakın bir para aldı.’ dedi. ‘ALACAĞIM FAİZİYLE BİRLİKTE BANA VERİLDİ’ Alacağının faiziyle birlikte hesaplandıktan sonra kendisine verildiğini belirten Okan, şöyle konuştu:  ‘Neticesinde olayı yargıya taşıdık ve diğer avukatımızla beraber hukuk mücadelemizi verdik. 9 sene sonra da bu hukuk mücadelesini haklı olarak kazandık. Bütün alacağım ne varsa hesap edildi ve faiziyle beraber bana verildi. Adaletimiz 9 sene sonra bize geri döndü. Neticede dürüst insanlar, doğru insanlar her zaman için kazanır. Sen yanlış olursan her zaman için kaybedersin. Bu tür insanların o yüce makamı ve adalet mekanizmasını lekelemeye hakkı yok. Bu tür insanları baronun cezalandırması lazım. Baro varsa yanlış adamların da düzelmesi lazım ben bu fikirden yanayım.’GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ -Mahmut Okan ile röp -Mahkeme sürecindeki evraklar -Okan’dan detaylar Haber-Kamera: Nabi YAZICI – Alişan KOYUNCU / KÖRFEZ ============================Türk ve Azerbaycan bayraklarını kamyonun üstüne çıkarak düzelttilerTOKAT’ın Başçiftlik ilçesinde ipe dolanan Türk ve Azerbaycan bayraklarını kamyonun üzerine düzelten bir kişinin o anları cep telefonu ile görüntülendi.İlçe merkezi İhsan Şen Bulvarı’ndaki karayolunda iki ağaç arasına asılan Türk ve Azerbaycan bayraklarının ipe dolandığını gören bir kamyon sürücüsü, aracını durdurdu. Yol ortasında duran kamyonun yolcu koltuğunda oturan bir kişi kamyonun kupasının üzerine çıkarak ipe dolanmış halde duran Türk ve Azerbaycan bayraklarını düzeltti. Kamyon daha sonra bölgeden uzaklaştı. Bu anları bayrakları oraya asan Mutlu Aymak cep telefonu ile görüntüledi.Video çektiği esnada bayrağı düzelten şahıslara teşekkür eden Mutlu Aymak, ‘Şehir dışındaydım cenaze için yeni geldim. Bayrağını, devletini seven ağabeylerimiz bayrağımızı yeniden dalgalandırıyorlar. Dolanmıştı, açtılar. Bu da beni çok mutlu etti. İşte devlete, millete, bayrağa hizmet etmek öyle zannedildiği kadar zor değil, bu kadar kolay. Allah razı olsun. Bir millet, iki devlet. Yaşasın Azerbaycan, yaşasın Türkiye’ dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Cep telefonu görüntüleriHaber: Halil İbrahim YEL/TOKAT,  ============================Parkura katılıp engelli oldularİZMİR’in Torbalı ilçesindeki bir rehabilitasyon merkezinde 3 Aralık Dünya Engelliler Günü nedeniyle bir farkındalık etkinliği yapıldı. Farklı meslek gruplarından farklı yaş aralığındaki kişiler, beş kategoride hazırlanan parkurlarda, kendilerini yetersizliği olan bireylerin yerine koyarak onların ne hissettiklerini anlamaya çalıştı.Torbalı’da yetersizliği olan bireylere destek veren bir rehabilitasyon merkezinde, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü nedeniyle farkındalık amaçlı bir etkinlik düzenlendi. İşitme, görme, özel öğrenme, otizm ve bedensel yetersizlik olmak üzere beş kategoride hazırlanan düzeneklere katılan sağlıklı bireyler engelleri aşarak parkurları tamamlamaya çalıştı. İşitme yetersizliği olan bireyleri anlamak adına yapılan alışveriş etkinliğinde konuşmadan isteklerini anlatmaya çalışan bireyler işaret dilinin önemine dikkat çekerken görme yetersizliği olan bireyleri anlamak adına karanlık odaya girip istenen eşyaları bulmaya çalıştı.Etkinliğe gönüllü olarak katılan ev kadını Ayten Adıgüzel (50), 10 yaşında zihinsel engelli bir çocuğu olduğunu belirtip, engelli bireyleri daha yakından tanıdığını söyledi. Oğlunun desteklerle gelişiminde ilerleme gösterdiğini ifade eden Adıgüzel, ‘Bu etkinlikte de öğretmenimiz bir yönergeyi tarif etmemizi istedi. El hareketleriyle anlatmaya çalıştık. Ben bir manavdan üzüm alacağımı anlatmaya çalıştım. Bir işitme engelli gibi manavdan alışveriş yapmaya çalıştım. Benim için etkileyici bir deneyim oldu. Bu çocuklara sevgi verilmesi lazım. En fazla görme engelliler için olan parkurda zorlandım. Düz yolda gözleri bağlı yürüyemezken onlar sokakta nasıl gidiyor anlamadım’ dedi.Rehabilitasyon merkezinde psikolojik danışman olarak çalışan Ramazan Çiçek de farkındalık amacıyla yapılan etkinlikle ilgili şu bilgileri verdi: ‘Dünya Engelliler Günü’nde, farkındalık yaratmak için uygulamalı bir çalışma yaptık. İşitme yetersizliği olan bireylerimizin toplumda yaşadıklarını canlandırarak neler yaşayıp hangi zorlukları aşmaları gerektiğini fark ettirmeye çalıştık. Etkinlikte manav, oyuncakçı ve kırtasiye bölümleri vardı. Gönüllüler işaret diliyle kendilerini ifade etmeye çalıştılar. Renkleri anlatmak daha zor olduğu için daha basit yönergeler verdik. Buna rağmen zorlandıklarını gördük. Umarım bu farkındalık gerçek hayatta da devam eder. Onları anlayarak hissederek yaşamalarını istiyoruz.”EMPATİ YAPARAK NE HİSSETTİKLERİNİ ANLADIM’Görme engelliler için hazırlanan parkurda bireylere yönergeler veren özel eğitimci Sudan Kırbıt, ‘Gözleri kapatılan bir gönüllüden dolaptan kot gömlek almasını istedim. Diğerinden dolaptaki çatal kaşıkları almasını istedim. Engelli bireylerin neler yaşadıklarını bizzat görüp hissetmelerini istedik. Onların yaşadıklarını bilemiyoruz. Özel bireylere farklı gözle bakılıyor. Onların içindeyiz, neler hissettiklerini daha iyi anlıyoruz’ diye konuştu. En fazla bedensel engelliler için hazırlanan parkurda zorlandığını anlatan hemşire Zeliha Gizem İzci (21) ise de farkındalık kazandırmak amaçlı bu çalışmaya isteyerek katıldığını söyledi. İzci, ‘Gözlerimi kapatıp bu parkura girdim. Eşyaların nesnelerin nerede olduğu bilmeden bir şeyler bulmaya çalıştım. Empati yaptım. Gerçekten de hayat onlar için çok zor. İstenen eşyaları bulduk ama zorlandık. Bizim için kısa sürdü ama onlar için hayat böyle devam ediyor. İşitme yetersizliği için hazırlanan parkurda kendimi ifade etmede zorlandım. Bundan sonra onlara karşı daha yardımsever olmaya çalışacağım. Ne hissettiklerini daha iyi anladım’ dedi.Disleksili öğrencileri anlamak için hazırlanan parkurla ilgili bilgi veren Emire Demir, ‘Gönüllülere disleksililerin gözünden gördüğü metni yazmalarını istedik. Disleksililer B ve D harflerini karıştırıp harflerin yerlerini değiştirir, hece atlarlar. Boşluk bırakırlar, kelimeler ve heceler arasında. Bazı harfleri eksik ya da yanlış görürler’ diye konuştu.  Eğitimci Yağmur Oral ise bir amaçlarının da otizmli çocukların farkındalığını hissettirmek olduğunu söyledi ve şunları anlattı: ‘Aslında hiçbirimiz onlar gibi bakamıyoruz. Bu parkurda farklı dokunsal nitelikte malzemeler kullandık. Otizmli çocuklar yumuşak ve sert nesnelere hassasiyet gösterirler. Ayrıca ışıklandırmayla birlikte bizim günlük hayatta beynimizin kabul ettiği onlar kabul edemiyorlar. Bu bir market ya da bir alışveriş merkezi olabilir. Çocuklarımız zorlanıyor. Verdiğimiz sesle birlikte onların farklı seslere nasıl tepki verebileceğini göstermeye çalıştık.’GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Gözleri kapalı eşya bulmaya çalışmalarından görüntü-Manavdan işaret diliyle alışveriş yapılmasından görüntü-Ses ve ışık verilen parkurdan görüntü-Eğitimciler ve gönüllülerle röp.Haber: Nevra UÇKAÇ – Kamera: Tekin GÜRBULAK / İZMİR, DHA)============================3 kez kanseri yenen Durukan’a bilgisayar desteğiSİVAS’ta önce böbrek yetmezliği, ardından da 3 kez kanser tanısı konulan ve hastalıkla yılmadan mücadele eden üniversite öğrencisi Durukan Yıldız’a(29), Belediye Başkanı Hilmi Bilgin eğitimini sürdürebilmesi için dizüstü bilgisayar hediye etti.Sivas’ta yaşayan Cumhuriyet Üniversitesi Sivas Meslek Yüksek Okulu Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümü birinci sınıfı öğrencisi Durukan Yıldız’a Sivas Belediyesi destek verdi. 2004 yılında böbrek yetmezliği tanısıyla hastaneye yatan ve babası Halim Yıldız ‘dan (59) böbrek nakli yapılan Yıldız’ın rahatsızlığı 2014 yılında tekrarladı. Bu kez de annesi Döndü Yıldız’dan (58) böbrek nakli yapılan Yıldız’a, yaklaşık 8 ay sonra ise kalınbağırsak kanseri teşhisi konuldu. Ameliyat edilen genç, 1 yıl boyunca kemoterapi gördü. Ancak hastalığı 2016 yılında yeniden nükseden Yıldız bu kez karaciğerinden ameliyat geçirdi. Aldığı kemoterapi ile kanseri yendi. Ancak talihsiz gencin rahatsızlığı 2018 yılında bir kez daha nüksetti. Yılmadan hastalıkla mücadele eden Durukan Yıldız, aldığı kemoterapi ile bir kez daha kanseri alt etti. 3 kere yendiği kanser bu yıl bir kez daha nüksetti. Durukan Yıldız kanseri yenmek için bir kez daha kemoterapi seanslarına başlayacak.Pandemi ve hastalığı nedeniyle okuluna gidemeyen Durukan Yıldız, Sivas Belediye Başkanı Hilmi Bilgin’e ulaşarak derslerini uzaktan eğitimle takip edebilmek için tablet istedi. İsteğe duyarsız kalmayan Başkan Bilgin, Durukan Yıldız’ın eğitimine devam edebilmesi için kendisine dizüstü bilgisayar hediye etti. Belediye Başkan Yardımcıları Ahmet Duman ve Levent Olgun, Durukan’ı evinde ziyaret ederek Başkan Bilgin’in hediye ettiği dizüstü bilgisayarı kendisine teslim etti.BİR KE DAHA AMELİYAT GEREKİYORDerslerine katılabileceği için çok mutlu olduğunu ifade eden Durukan Yıldız, ‘Önce Başkan yardımcımız Levent Olgun’la iletişime geçtim. Daha sonra Ahmet Başkanım beni aradı, durumumu kendisine anlattım. Sağ olsun Hilmi Başkanımız da yakından ilgilendi. Hem derslerime çalışabilmek hem de uzaktan eğitime katılabilmek için ihtiyacım olan dizüstü bilgisayarı bana gönderdi. Başkanımıza çok teşekkür ediyorum’ dedi.Yıldız, karaciğer ana damar ve safra kesesinde tekrar nükseden kanser kitlesinin boyutunun büyük olması nedeniyle ameliyatın riskli olduğunu bu nedenle doktorların kendisini ameliyat etmek istemediklerini belirterek ‘Beni ameliyat edecek doktor arıyorum. Sivas’ta, Ankara’da ve İstanbul’da gitmediğim doktor kalmadı. Hepsi beni geri çevirdi. Kanseri 4’üncü kez yenmek istiyorum. Cumhurbaşkanımız ve Sağlık Bakanlığımızdan destek bekliyorum’ dedi.

Bir önceki yazımız olan Sivas'ta İl Risk Azaltma Planı hazırlama çalıştayı düzenlendi başlıklı makalemizde 112 Acil, Deprem ve Politika hakkında bilgiler verilmektedir.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir